17 Mart 2013 Pazar

ÇOK KARIŞIK ARKADAŞ ÇOK..


Neden, nasıl ve yarınların olacağına güvenerek nasıl yaşayabiliyoruz bazen bunu anlayamıyorum.
Neden bir insan 5 yıl sonrası için plan yapar ki ya da yarın için. Ne biliyorsun ki o zaman yaşayacağını. Ama doğamız gereği böyleyiz işte. Yarınların olmayacağını düşünseydik de hayata tutunamazdık. Yaşamımız düşünsene nasıl olurdu. Her şey darmadağınık olurdu otur ve ölümü bekle. Her şey bir soru. Soru soruyu doğuruyor. Ölüm olmazsa nasıl olurdu dünya? Bu kadar çok düşünüp çıldıran pek çok insan var. 

Bu sorular kafamda oldukça yoğunlaşınca, nedense ya gazellere ya da Bach’a sarıyorum.

Bize verilen bir tane ömrü neden heba ederiz ki? Neden güzel süslemeyiz ki? Neden her seferinde keşke deriz ki? Neden iykimiz hep daha azdır ki? Tabi ki ölenle ölünmüyor ama insan düşünmeden de edemiyor ve üzülmeden de.
Evet ölmekten korkmuyor olabilirsin ama düşünsene ölünce her şey bitiyor. Bir hayat bitiyor. Bir ömür, hayaller, yaşanmışlıklar, umutlar..
Kafamdaki sorulara yani en azından bir tanesinin cevabını net olmamakla birlikte biliyorum. Beni rahatlatıyor mu? Evet.. Neden? Çünkü hiç, yoktan iyidir.
Ölüm noktasında pek çok insanın deneyimlemeyi istediği pek çok şey var biliyorum. Farkında mısınız ölümü deneyimlemiş insanlar artık hayatlarını istedikleri gibi yaşıyor. Yani şöylesi daha doğru olur. Engelleri yok artık onların. Maddenin de değeri yok. Değişik işte. Belki siz de okumuş ya da dinlemişsinizdir böyle yaşanmışlıkları. Önceki gibi kafaya takmıyorum artık diyebiliyorlar en azından.
Yazı biraz karmaşık oldu yazdıklarım da. Kafam çok karışık. Ölümün çevremde dolaştığı günlerdeyim çünkü. Dolayısıyla yine o soruların kafamda fır fır dolaştığı dönemde de.
Topraktan geldik toprağa gideceğiz. Ana rahmine düştüm mü öleceksin demektir bir gün. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak ve yaşamamak arasındaki o ince çizgi..
Mutlu yaşamlar..