12 Aralık 2014 Cuma

SONBAHAR'a dair...


İç sesimi dinlerim hep, evet. 
Ama son birkaç yıldır içimdeki gürültüyle yaşıyorum sanki. Kapalı ve yağmurlu havalar içimdeki sızıyı daha yoğunlaştırırken bir yandan havanın bohemliği ve yaprakların sarısı, sıkıntılarıma karşı beni daha dik tutuyor ve düşüncelerimin çoğunu ve belki de beynimin sulanmışlığını yoğunlaştırıp buharlaştırıyor ve kapalı havaların gecelerinde daha iyi uyuyorum. 

Sonbaharı seveli yıllar oldu. 
Gözümü onunla açtım. Ve her yıl sonbaharda daha onu yaşıyorum, daha siniyor genetiğime bu mevsim.  Ve Albert Camus’un sözünü kendime uyarlarsam eğer; " Mevsimlerin ortasında, sonunda anladım ki, içimde yenilmez bir sonbahar var." Evet bu belki de ruhumu en iyi anlatan cümlelerden bir tanesi. Çünkü elimden gelse bilmenizi isterim ki kelimelerle ne mucizeler yaratıyor insan. Yeter ruhun olsun ve aksın parmaklarına o için. Ve sonbaharda en önemli şey belki de söylenmeyeni duymak. Ve ben bunu neredeyse hep duydum ve umarım hep duyarım da. Hayatın farklı tınıları tek mevsimde ne de güzel toplanmış. Özellikle hayatına dair alman, anlaman gereken çok ince ayrıntılar. Sonbaharda doğada gördüğün her şeyi her şeye benzetebilirsin. Dökülen yaprağı, hırçın olmayan yağmuru, bulutların ay ışığına gölge oluşunun cama vuruşunu, ne giyeceğini bilemeyen insanın ne ufak bir noktada kararsızlık yaşadığını, sabahlarında doğanın ne kadar tazelenmiş olduğunu…

Bu mevsimin en güzel yanlarındandır hayal kurdurması. Hayallerini cesaretle birleştirmeni seviyorum senin sonbahar. Hayal olmazsa nefes olmaz. Nefes olmazsa yaşanmaz. Kabul belki biraz uç oldu bu benzetmem ama sonbaharı kendi açımdan kifayetlendirmeye çalıştım. Anlatması zor bu mevsimi belki ve belki de kolay. Tam da içinden geldiği gibi bir mevsimsin sen. Aynen şuan yaptığımın mevsimisin sen. Yaz ve kışın arasını yapan iyi yüreksin. Yaz ve kışın arasında oluşun, dünyada hala ekolojik balansta ayar biraz daha kalmış dedirten mevsimsin sonbahar. 



Yere düşen her yaprakta Chopin’in vuruşları var gibi. 
Rüzgarın içinde Bach var oluyor çoğu an. 
Ve sesler tümüyle birleştiğinde etrafa yayıldığında avcunda bulutları hissediyorsun. 
Kirpiklerin saçlarını kıskandırır gibi delirmişçesine hayal kuruyor. Gözleri için hayal kuruyor kirpikler. Bir gün bunu bunu yapıp o gözle bakacaksın, göreceksin diyor. Zemin hazırlıyor aslında. Her gören gözün önünde ona planı çizen sağlam kirpikler varmış demek ki dedirtiyorsun sonbahar. 


Pek çok şeye daha anlam katıyorsun gelince. Avuçtaki çizgiler, saçlardaki kırıklar, yüzdeki gülümseyişler, göz yaşları, koşturmalar, telaşe, planlar, soğuk, şarap, patik, rüzgar, soğuk, suyun bile daha tadı var. Ve geceleri uyandığında sana bakmak bile ne güzel biliyor musun? Dışarı çıktığımda her yanımı sarıyorsun, eve girdiğimde evimi sarıyor camdan ıslık çalıyorsun çık gel diye. Ama inan hep kafamın içinde ve ruhumdasın zaten. Benden bir parçadır bu mevsim.  



Her yıl mesela yeni yılıma 26 kasımda giriyorum. Dolayısıyla yılın son günü ya da yıla girilen ilk günün pek kıymeti yok benim için. Yeni başlangıçlar noktasında tabi. 




Sonbaharı yaşadığım her ülkede ve memlekette kendimi annemin omzunda uyur gibi, kulağımda hep Bach tınıları varmış gibi, rüzgar tırnaklarımı gıdıklıyor gibi, çay kokusu hep burnumdaymış gibi ve toprak kokusu da. Çamur ayağıma bulaşıyor bulaşıyor bulaşıyor ve kuruduğunda karşılaştığım o çamura karışmış samanlar ve çimenler. 
Ne tatlısın hayat. 
Hissediyorum seni sonbahar. Seviyorum zarafetini ve karakterini. Duruşunu, hışmını, güçlü olmak zorunda olmayışını, ve her yıl gelişini.

Ve biliyor musun sen geldiğinde oturduğum koltukta hayatıma seyirci olarak kalmıyorum, sahneye çıkıyorum. Hayatımı izlemiyor hayatımı oynuyorum. İyi ki varsın. Her geldiğinde beni ölmeden önce öldürüyorsun, olsun.  Böylece daha çabuk doğuyorum. Evet hayata her gün yeniden başlanabilir ve sen de beni her gün yeniden yaşatıyorsun. İşte seni bu yüzden de seviyorum.








Bu arada unutmadan, bitmeyen gecelerini seviyorum. Bitme diye uyumadığım gecelerini biliyorum. Sen varken sabahın gelişini izlemek iyi geliyor bana. Sabaha karşı üşümeyi seviyorum sonbaharda. Üşüyünce elimin ayağımın bir kez daha farkına varıyorum çünkü ve gülümsüyorum işte o zaman. Sen hep gel ve ben hep farkımda olayım.
En çokta son olmadığını ve yine geleceğini bildiğim için seviyorum seni belki.

İyi ki varsın SONBAHAR…