4 Ocak 2016 Pazartesi

Yağma Kan - Yakma Kar / 2015'e Dair

İnsanların ve hayatın karmaşıklığı içinde geçen soluksuz günler sonrası girilen yeni bir yıl ve kurulan yeni hayaller üstelik iğne deliğinden dünyaya açtığın ve beklemede olduğun umutların…

Hava soğuk, kar var, beyaz her yer…
Hava soğuk, kan var, kırmızı her yer...

Hatta bu soğuk nedense içimi ısıtıyor, deli gibi.  Yakma kar.. Yakma işte…
Neden? Çünkü kar kalktığında altından neler çıkacak neler?

Sanırım sonbahar aşkından gözüm mevsim görmez olmuştu bunca yıl. Fakat belki yaşananlar ya da hayata dair farklı şeyler bu kez ilk defa kar’ın bende hayal anahtarı olabileceğini gösterdi. İyi mi oldu bilmiyorum ama bir anahtarım daha oldu işte. Ancak bu noktada şöyle bir durum da var. İçimi ısıtıyor diyorum ama diğer taraftan da içimi yakıyor, için için. 
Sokakta kalanlar, evsizler, hayvanlar… Açlıktan bebekleri yiyen köpekler... 
Durum en ufak tarafından böyle ama büyük fotoğraf da şöyle ki; ülkemde yaşananlar ağlatıyor, güneydoğu yanıyor, her yer ağıt, ölüm, ölüm korkusu... Şehitler… Bebekler kucaklarda öldürülüyor, dedeler torunuyla… Daha doğmadan ölen... Anne karnında…Ya sofrada yemek yerken.. Çocuklarının yanı başında öldürülen anne... Buzdolaplarında bekletilen cenazeler,, peki sokak ortasından cenazesini almaya gidemeyen anneler, çocuklar, kardeşler, babalar..? 
Açlık var, kar ise adam boyu… Yemekleri yok ki karınlarını doyursunlar, dışarı çıkamıyorlar ki hem odun kömür hem de yiyecek alabilsinler? Operasyonlar ise halen devam ediyor. Bölgeden gelen haberler çok kötü çok. 
Lanetlenmiş kocaman bir yıldı bence geride kalan.

Peki mülteciler, denizde boğulanlar... Ki minik bebek Aylan en unutamayacağım görüntülerden bir tanesi olarak tarihime kaydoldu... Ne acı... Ankara’daki patlama, Suruç’ta yaşanan patlama ve ölümler... Kadın cinayetleri… Fransa’da terör saldırısında ölenler… Düşen uçaklar… Ve dahası. Tüm bunları belki iki satırla yazıyorum, yazıyoruz ama bu satırlarda ne hayatlar ne hayat hikayeleri var. Anlatılmayacak yazılamayacak, sadece yaşanabilecek hikayeler. Geride kalanlar var. Ağır acılar var. Yarım kalan hayaller, planlar var. “Ne umutla yapmıştı ama artık yok, öldü bak her şey bıraktığı gibi kaldı” cümleleri olacak artık, olmayanlar için…

Açıkçası 2015 yılını özetlemeye girersek çıkılmaz bir yazı olur fakat zaten hepimizin aklından, gözünden, gönlünden istesek de gitmeyecek yığın şey bıraktı 2015. Akılda kalan tek şey ise ölüm. Hiç mi güzellik yok diyeceksiniz belki, elbette güzellikler de oldu ama bu cümleye sanırım kelimesini eklersem zaten ne anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Güzelliklerin üstü kor, kan, çamur, bomba, ateş vs. 
Öyle kapanmış ki güzelliklerin üstü tüm bunlarla, aklımdan doğamıyor, dökülemiyor yazıya. Elimde değil, kalbimde değil. Kalbim kurumaz inşallah.
Bana çok şey bıraktı 2015 ve çok şey de aldı götürdü. Çok başkalaştım geçen yıl. Ben kurdum, hayat bozdu. Ben kurdum o yıktı. Adına da hayat dedi ve gitti. Fakat geçen yıl hayat başımıza ne de çok geldi. Ne çok götürdü. Ülke ağır kanıyor ve geçtiğimiz yıllarda da olduğu gibi 2015’te de çok fazla aile eksik kaldı. Masada yerleri boş evet ama artık anılardalar… Fotoğraflarda ve yaptıklarında, bıraktıklarındalar. İnsan ölür insanlığı konuşulur ya.. Ne kuzular yitti, ne göz yaşları sel oldu… Ne kahırlı bir yıldı, hem de ne..

Açıkçası 2016 evet yeni de bir yıl. Ve gerçekten tek dileğim kimse ölmesin. Kan dökülmesin, anneler evlatsız, çocuklar annesiz babasız kalmasın. Başka bir dileğim isteğim yok.
Sadece,
Ne çok sığamadık dünyaya.
Ne çok öldük.

Dilerim ki kalbim kurumasın…