18 Kasım 2016 Cuma

EN GİZLİ KALAN ŞİDDET TÜRÜ CİNSEL İSTİSMAR - CNN TÜRK

Son günlerde yaşanan cinsel istismar vakaları konunun önemini bir kez daha gözler önüne serdi. 3,5 yaşındaki Irmak bebeğin cinsel istismara uğrayıp katledilmesi, üstelik de bu vahşetin televizyondan itiraf edilmesi ise adeta infial yarattı. Çocuk hakları savunucusu Esin Koman istismar tehdidinin en yakınlardan geldiğine dikkat çekerek acilen çocuklara "hayır" demeyi öğretmek gerektiğini söylüyor. Çocukları koruyan ve kollayan bir çocuk koruma sistemi ve bu sistemin bağlı olduğu bütüncül bir çocuk politikası ise şart. Yoksa bu vaka ne ilk olacak ne de son...

Çocuk cinsel istismarı… Son yıllarda bu olayları daha çok görüyoruz, duyuyoruz fakat istismar ve sonucunda ölüm vakaları çok yaşanır oldu izlenimi vardır hepimizde. Üstelik bu olaylardaki yaş ortalamasının ne kadar düşmüş olduğuna şahit oluyoruz. İnsan hayatı böylelikle birer birer daha fidanken yitip gidiyor ve bizler hiçbir şey yapamıyoruz. Ama yapılacak şeyler elbette var. Belki farkındalık. Peki neye farkındalık? Öncelikle kendi farkındalığımız, büyükler olarak ve sonrasında bu farkındalığı ve en azından hayır deme kabiliyetini çocuklarımıza öğretmemiz. Son yıllarda bu olayları çok görüyoruz dedim fakat tüm bunlar son yıllarda mı arttı yoksa görünürlüğü mü arttı? Özellikle Manisa Alaşehir’de 3,5 yaşındaki Irmak bebeğin katili tarafından istismar edilmesi ve sonrasında öldürülmesi bu konunun kamoyunda yine konuşulması için büyük bir sebeptir. Katilin yayına çıkması, konuşurken söylediği “Beni çekmeyin, komşularım görmesin. Hapse giremem beni döverler” demesi ne anlama geliyor. Irmak bebeği neden öldürdü ve neden istismar etti? Tüm bunların analizi ve çocuk cinsel istismarını, toplumun bu olaylara verdiği tepkiyi ve neler yapılabileceğini Gündem Çocuk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve çocuk hakları savunucusu Esin Koman ile konuştuk.

Öncelikle Manisa Alaşehir de ırmak bebeğe yapılan bu durum nasıl değerlendirilebilir? Bu vahşetin tarifini nasıl yapmak gerekir?

Şiddet desek yeterli değilmiş gibi gözüküyor ama cinsel şiddet boyutuyla bir vahşet. Görmeyen, duymayan, konuşmayan yani üç maymunu oynamaya devam eden bir toplum olmaya devam ettikçe de çocukların yaşadığı akıl almaz cinsel şiddet ne ilk ne de bu gidişatla son olacaktır. Ve sadece bir çocuğun yaşadığı bir olay olmaktan çıkıp toplumun her kesiminin yaşadığı ve üstelik canlı canlı tanık olduğu bir vahşet olacaktır. Cinsel şiddet bir hak ihlalidir ve sonuçları çok ağırdır.

Çocuk ihmal ve istismarı hep vardı evet, fakat son yıllarda tecavüz sonrası ölümleri öldürmeleri daha sık görür olduk. Neden? Ayrıca siz de aynı düşüncede misiniz? Cinsel istismar konusunda bir artış olduğunu düşünüyor musunuz?

Cinsel istismar vakalarında olayı gerçekleştiren kişi yani fail eylemin sonunda kurbanını ortadan kaldırmak isteyebiliyor. Çünkü pişmanlık, korku, kendinden nefret etme gibi birçok nedene bağlı olarak yapıyor olabilir, en azından bildiğimiz kadarıyla. Cinsel istismar artıyor mu bunu böyle söylemek için elimizde doğru ve yeterli veri yok maalesef. Ama görünür olduğunu söyleyebiliriz.

Bunu yapan birinin canlı yayına çıkması ve bunları anlatması için ne söylersiniz? Genelde gördüğümüz bunu yapanların, katillerin kaçmasıdır. Fakat burada farklı bir fotoğraf gördük. Bu neyden kaynaklanıyor olabilir? Şöyle düşünelim bir de; yakalanma korkusuyla bu çocuğu öldürdüyse neden bu yayına çıktı?

Endişe verici bir durum. Sadece olayı gerçekleştiren kişinin odağından bakmak yeterli değil. Evet bu bir hastalık ve hasta kişinin doğru davranmasını beklemek bizleri yanılgıya düşürür. Ve sorunu çözümsüz kılabilir. Kişinin- failin bile isteye canlı yayına çıkması söz konusu değil bence burada. Bu olay herkesin izleyebildiği bir televizyon programının bu şekilde kurgulanması. Bu olayın böyle bir biçimde gösterilmesi, insanlara bu durumun açık açık izletiliyor olması, herkesin gözü önünde günlerce konuşturuluyor olması yani tam bir gösteri. Hastalığı bahane edilerek reyting için hazırlanmış ideolojik bir gösteri. Çok iddialı gelebilir ama böyle düşünüyorum ve soruyorum herkese “Kimler bu programları bu şekilde yapıyor?” Programı sunan kişi kim, çapraz sorgulamayı biz nasıl anlıyoruz, kimler ağlıyor, kimler neyi ne şekilde itiraf ediyor akıl alacak bir durum değil. Burada başka bir sorun var. Hem izleyen hem izletenler açısından bakmak gerekiyor. Medya araçlarının kullanımı ideolojiktir. Temel neden de burada yatar. Gücü elinde bulunduranlar bu gücü kötüye kullanır. Çünkü kendi ideolojisi için doğru bir araçtır medya. Yani nasıl olurda canlı yayına çıkar değil nasıl olurda bu fırsat verilir bunu anlamak ve irdelemek gerek. Yoksa olay çok açık, üç buçuk yaşında bir çocuğa cinsel şiddet uygulandı ve ardından en temel hakkı olan yaşam hakkı ihlal edildi. Bu bir gösteri değil bu bir gerçek ve o çocuk şimdi yok. Bu olay bu kadar basit bir program olmaz. Bir insanın hayatını koruyamadık… Dolayısıyla “bu hale nasıl geldik?” diye sormadan edemiyor, insan.

Yine katil, yayın kaydında görüyoruz ki, kameralara söylediği şey şu: "Beni çekmeyin, mahalledekiler beni görmesin ben olduğumu bilmesin." Bu ne anlama geliyor?

Korkuyor olabilir. Kötü olmaktan, bilinmekten korkuyor. Deşifre olmaktan ceza verilmesinden. Pişmanlık bunun sonrasına kalıyor sanırım. Pişman olmak biraz daha akıl sağlığı gerektiren bir durum gibi geliyor bana. Kendi durumunun farkında değil bu çok acı bir bir şey. Ben izlediğimde insanlığımdan utandım ve çaresiz hissettim kendimi.

Ben hapse giremem beni döverler diye bir korku var. Tüm bu nasıl bir psikolojiyi yansıtıyor olabilir? Ortada işlediği böyle bir vahşet varken?

Şiddet herkes için korkutucu bir şey. Ve şiddet şiddeti besliyor. Kendi hastalığını yaşarken benzerlerinin yaşadığı kötü koşulları da fark ediyor ki bu noktada da bunun bile caydırıcı olmadığını söyleyebiliriz. Yani gerçekten çok hastalıklı bir durum.

En gizli kalan şiddet türü cinsel istismar

Şiddet suçları içinde en hızlı artış gösteren olgu, cinsel istismar suçu mu?

En gizli kalan şiddet türü cinsel istismar. Eskiye göre görünür olması artmış hissi veriyor olabilir. On yıl önce ne kadardı, şimdi ne kadar vaka var bunu anlayabilmek için herhangi bir kayıt, herhangi bir resmi veri yok maalesef. Keşke olsaydı o zaman sorunu çözme konusunda biraz daha kalıcı adımlar atılabilirdi.
Veri yok çünkü gizli kalması, üstünün ötülmesi gerektiği algısı var. Ayıp olması, kimse duymasınlar, el alleme ne derler, okulun adı kirlenir gibi tutum ve algı bunu karşımıza böyle çıkarıyor.

Genelde bu tür saldırılar ve sonrasında öldürülmesi kim tarafından yapılıyor? Bazı gördüğümüz vakalarda babanın en yakın arkadaşı, bir başka olayda komşu ya da akraba. Bununla ilgili araştırmanız oldu mu ve olmadıysa olanlara baktığımızda siz ne söylersiniz nereden kimden geldiğiyle ilgili olarak?

Özellikle bu konuyla ilgili bir araştırmamız olmadı. Ama hukuksal olarak takip ettiğimiz davalar da gördük ki fail yakın çevreden. Çocuğun tanıdığı, çocuğu tanıyan, zaman zaman ailenin bildiği, aile içinden birileri.

"Çocuğun sadece karnını doyurmak sorumluluk değildir"

Mesela Gaziantep'te yaşanan yeni bir olay. 2,5 yaşında bir kızı şeker verip kandırarak kaçırıyorlar ve iki gün sonrasında çocuk evine 500 metre uzaklıkta bulunuyor. İyi haber, çocuğun hiçbir şeyi yoktu hatta altı bezlenmiş karnı doyurulmuştu. Ama burada aileye düşen görev nedir? Neye, ne kadar dikkat etmek ve çocuğa ne öğretmek gerekir?

Devlet çocuğun sorumluluğunu kendisinden sonra ebeveynlere verir. Bunun için uygun ortamı sağlamakla sorumludur. Ve ebeveynlerde çocukları için sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Sadece karnını doyurmak ya da okula göndermek ya da oyuncak almak değildir sorumluluğu. Onu korumak ve her türlü şiddetten uzak tutmakla sorumludur. Eğer yapamayacaksa da devlet bu durumda devreye girer ve sorumluluğu alır çocuğun. Yetişkinler çocukları yeterince duyup anlamakta yetersiz kalıyor. Bu ilişkiyi kurması gereken de yine en başta devlettir. Yetişkinlere öğretecek ki onlarda çocuklara öğretsin.

Elbette çocukların kendilerini kötülüklerden korumaları için öğretilecek bir çok yol vardır. Ama öncelikle ebeveynlerin çocuklara güvenmesi gerekir. Bu güven ortamı kurulursa çocuklar da kendilerini kötülüklerden korumak için yetişkinlerden yardım alabilir, kendini savunabilir. Yani çocuklarla eşit ve güvenli bir ilişki kurmamız şart.

Bu tür olaylarda verilen cezalar caydırıcı değil mi ve daha rahat işleniyor diyebilir misiniz?

Türkiye, çocukların haklarını koruyamıyor, çocuklara yönelik yükümlülüklerini yerine getiremiyor. Oysa taraf olduğu Çocuk Haklarına dair Sözleşme’ye göre devlet çocuk haklarını korumakla yükümlü. Devlet bu sözleşmeyi iç hukukuna da alarak bu yükümlülüğü yerine getireceğini taahhüt etti. Ancak hala cinsel şiddet olayları devam ediyor ve hiçbir şekilde önlem alınamıyor. Karaman davasında 600 yıl olarak verilen ceza görüldüğü üzere caydırıcı etki yapmamış yani sorun ceza değil o sürece kadar yaşananların nasıl değerlendirildiği. O mahallede, o evde nelerin yaşandığı, bunlardan kimlerin sorumlu olduğu önemli. Bunlar açığa çıkmalı ki verilen cezalar bir işe yarasın. Yoksa ceza verseniz bile cezasızlıkla karşı karşıya kalıyorsunuz. Cezasızlık bir hak ihlalidir. Adalete erişimin önünde engeldir. Yine sonuçları çok ağrıdır.

Hadım ve idam çözüm değil, iyi hal indirimi de!

Bu kişiler sizce rehabilite edilebilir mi ve cezası ne olmalıdır sizce?

Her durumda fail için farklı rehabilitasyon seçenekleri vardır. Rehabilite olurlar mı bilemeyiz. Bizim ülkemizde hiç böyle bir veri ya da çalışma var mı bilmiyorum bizler hiç duymadık. Dernek olarak bu konuda bir uzmanlığımız da yok. Ama herkes hastalığında tedavi görebilir, hastalığından kurtulabilir ya da her hastalık kontrol altına alınabilir diye düşünüyorum elbette ceza olmalıdır. Ama bu idam ya da hadım etmekle çözülebilecek bir mesele değildir. Ama tam tersi iyi hal indirimi de değildir. Böyle bir durumda idam etmek yani öldürmek ya da kravat takmak yani iyi hal indirimi vermek gerçekçi değildir. Kimse ölmemeli ve kimse bir çocuğun hayatını yok ettikten sonra iyi olmamalı, olamaz da zaten. Samimi değil bu cezalar.

Son yıllarda çocuk istismarının görünürlüğünün artmasının sebebi nedir?

Medyanın kullanımı, farkındalığın artması, bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin çoğalması diyebiliriz.

Çocuk cinsel istismarını önlemede en büyük eksikliğimiz sizce nedir?

Çocuk algısıyla ilgili bir sorun var. Devlet ve toplum çocuğu zayıf, güçsüz, masum, yardıma muhtaç bir insan yavrusu olarak algılıyor. Oysa çocuk kendi başına bir anlamı olan hak ve özgürlüklere sahip bir bireydir. ve gelecek için değil şimdi ki var oluşuyla değerlidir.

Çocuk istismarı sizce hangi politikalarla engellenir?

Çocukları koruyan ve kollayan bir çocuk koruma sistemine ve bu sistemin bağlı olduğu bir bütüncül bir çocuk politikasıyla engellenebilir. Erken müdahaleden tutun da olay gerçekleştikten sonra çocuğu izleme ve desteklemeye kadar bütüncül bir sisteme ihtiyaç var. Ve doğru soruları sormamız gerekiyor.

Toplumun eğitiminin cinsel istismarı engelleyeceğini düşünüyor musunuz?

Eğitmek çok kritik bir yaklaşım. Kim tarafından ve nasıl verildiği çok önemli. İdeolojik bir şey. Eğer bir eğitimden söz edeceksek bilimsel, farkındalığı arttıran içselleşmeye neden olan, algıları değiştiren ve ezber bozan bir eğitimden bahsedebiliriz. Ayrıca sorunu yaşayanlar ve yaşama riski olanlarla beraber kurgulamak ve planlamak önemlidir.